Makaleler

Tasarrufun İptali Davasına Genel Bakış ile Davaya Konu Olan Sözleşmeler, İşlemler ve Özellikle Hisse Devir İşlemleri

Aralık 2020, ERDEMİR&ÖZMEN AVUKATLIK ORTAKLIĞI

Tasarrufun İptali Davasına Genel Bakış ile Davaya Konu Olan Sözleşmeler, İşlemler ve Özellikle Hisse Devir İşlemleri

Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla üçüncü kişilerle birlikte yapmış olduğu hukuki işlemlerin iptali için açılan ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 277 ve devamı maddelerde düzenlenen bir dava türüdür. Uygulamada sıkça rastlanan tasarrufun iptali davası, özellikle borçlunun mal kaçırmak için sattığı gayrimenkul ve menkullerin satışını iptal ettirmek amacı ile açılmaktadır. Ancak iptal davaları yalnızca bununla sınırlı değildir. Davanın amacına hizmet eden ve dava şartlarını sağlayan her devir işlemi için İcra ve İflas Kanununun 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali davası açılabilmektedir.

 

İşbu Bilgi Notu ile, tasarrufun iptali davasına genel bir bakış açısı ile davaya konu olabilecek diğer işlemler ve özellikle hisse devir işleminin tasarrufun iptali davasına konu edilmesi hakkında değerlendirme yapılmıştır.

 

I. Tasarrufun İptali Davası (İİK. 277 vd.)

Türk Medeni Kanunu’nun 683. ve Anayasa’nın 35. maddesi gereği mülkiyet hakkı sahibi, bu hak veya mal üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Bu hak herkese tanınmış olup borçlu olan kimseler de aynı şekilde mal ve hakları üzerinde tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir ve kural olarak bu tasarruf geçerlidir.

 

Ancak haciz veya iflas tehdidinde olan borçlular, bazı hallerde söz konusu tasarrufları, aktif malvarlığının eksilmesini önlemek ve alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yapabilmektedirler. Böyle bir senaryoda, borcunu cebri icra yolu ile tahsil etmeye çalışan alacaklı, borçlunun hacze kabil ya da borcunu karşılamaya yeter bir malvarlığına ulaşamayabilir. İşte bu durumda; gündeme gelebilecek iptal davasının amacı, borçlunun, haciz veya iflâstan önce yapmış olduğu tasarruf işlemleri ile alacaklılardan uzaklaştırdığı mallardan, bunlar sanki borçluya aitmiş gibi, alacaklıların tatmin edilmesini sağlamaktır.

 

Tasarrufun iptali davası ve şartları İİK. 270 vd. maddelerinde belirtilmiş olup uygulamada bu davanın konusunu genel olarak taşınmaz malların devri konu edilmektedir. Halbuki; borçlunun malvarlığında olup da alacaklılardan mal kaçırma kastı ile yapılan her türlü mal veya hak bu davaya konu edilebilir.

 

Örneğin,

 

Ø Devredilen şirket hisseleri,

Ø Temlik edilen alacaklar,

Ø Devredilen miras hisseleri,

Ø Tapuya şerh verilerek güçlendirilen satış vaadi sözleşmeleri,

Ø Satılan taşınmazlar,

Ø Boşanma protokolü uyarınca devredilen taşınır ve taşınmazlar,

Ø Borçlunun, aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasını kabul etmesi sonucu malvarlığından eksilen gayrimenkuller,

Ø Borçlunun kendisine tebliğ edilen ödeme emrine itiraz etmeyip takibi kesinleştirmesi sonucu uygulanan haciz sonrası malvarlığından eksilen menkul, gayrimenkul ve benzeri her türlü haklar,

 

için İİK. M. 270 vd. hükümleri gereğince iptal davası açılabilir.

 

Görüldüğü üzere, mal ve haklar üzerinde yapılan birçok işlem tasarrufun iptaline konu edilebilmektedir.

 

II. Hisse Devri Nedeniyle Tasarrufun İptali Davası

 

Yukarıda da bahsedildiği üzere, tasarrufun iptaline konu işlemlerden biri de borçluya ait bir şirket hissesinin, alacaklılardan mal kaçırma amacıyla devredilmesidir. Zira amaç borçlunun mal kaçırma saikini bertaraf ederek, alacaklıların alacaklarına kavuşmasını sağlamak olduğundan, bu saik ile hareket edilen her tasarrufi işlem (diğer koşullar da sağlanmak şartıyla) iptal davasına konu edilebilir.

 

2004 sayılı İcra İflas Kanunu’na göre;

 

Ø Karı ve koca ile usul ve füru sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar, (İİK. m. 278/3-1)

Ø Akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler, (İİK m. 278/3-2)

Ø Borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâller, (  İİK. m. 280/1)

 

Alacaklılardan mal kaçırma saikinin bulunması nedeniyle iptal davasına konu olabilecek nedenlerdendir. Dolayısıyla alacaklılardan mal kaçırma saiki farklı şekillerde gerçekleşebilir.

 

Yüksek Mahkeme içtihatlarında, 6183 sayılı Kanuna göre açılabilecek iptâl davalarının konusuna ilişkin olarak devredilen şirket hisseleri hakkında da tasarrufun iptali davası açılabileceğini belirtmiştir.

 

Uygulamada genel olarak hisse devir işlemleri borçlunun durumundan haberdar olabilecek kişiler arasında gerçekleşmektedir. Herhangi bir şirket ortaklarından birinin, SGK kaydı yine aynı şirkette olduğu tespit edilen kimseye hisselerini devretmesi işlemi buna örnek olarak gösterilebilir. Yargıtay içtihatlarında da, şirket hissesini devralan ve borçlu ile aynı şirket içerisinde görev yapmış olan kimsenin, “borçlunun içinde bulunduğu malî durumu ve zarar verme kastını” bilebilecek durumda olduğu hususuna dikkat çekilmiştir. Zira bu kimselerin birbirlerinin mali durumlarından haber olduğu şüphesizdir. Dolayısıyla tasarrufun iptali davalarındaki bu tarz emareler davalıların borçludan mal kaçırma kastının da varlığının göstergesidir.

 

Yine Yüksek mahkeme içtihatlarında, işlemin tasarrufun iptale konu edilmesi için, İİK. m. 277. vd. hükümlerinde ve Yargıtay içtihatlarında öngörülen şartların da gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

 

O halde söz konusu işlemin iptal davasına konu edilebilmesi için,

 

1. Gerçek bir alacağın bulunması

2. Alacaklının, borçluya karşı açmış olduğu icra takibinin kesinleşmesi

3. Borçlu hakkında aciz vesikası bulunması

4.Tasarrufun iptali davasına konu olacak devir işleminin borcun doğduğu tarihten sonra yapılması

 

gerekmektedir.

 

Aciz vesikası davanın her aşamasında alacaklı tarafından mahkemeye sunulabilir. Fiili haciz esnasında hacze kabil mal bulunmadığına ilişkin tutanak tutulmuşsa bu da aciz vesikası yerine geçmektedir. Dava başında geçici aciz vesikası sunulması durumunda daha sonraki aşamalarda kesin aciz vesikası sunulması zorunludur. Borçlunun aciz halinde olduğu hususundaki ispat yükü her halükarda alacaklı taraftadır. Bu nedenle, ister davayı ikame ederken ister davanın diğer aşamalarında dava şartlarından olan aciz vesikası ve aciz vesikası hükmünde olan belgelerin alacaklı davacı tarafından mahkemeye sunulması gerekmektedir.

 

Sonuç

 

Yukarıda da bahsedildiği üzere; bir şirket hissesi, alacaklardan mal kaçırma amacıyla devrediliyorsa söz konusu tasarruf işlemi iptal davasına konu edilebilir. Zira amaç borçlunun mal kaçırma saikini bertaraf ederek alacaklıların alacaklarına kavuşmasını sağlamak olduğundan, bu saik ile hareket edilen her tasarrufi işlem (diğer koşullar da sağlanmak şartıyla) iptal davasına konu edilebilir.

 

Ancak her türlü senaryoda tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için alacaklının kesinleşmiş bir alacağının ve icra takibinin bulunması ve yukarıda izah edilen diğer şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir.

 

Kaynakça

Uyar, T. (2014) Ticari İşletme Devirlerinin Muvazaa Nedeniyle İptali, Ankara Barosu Dergisi. sf. 625. Erişim Adresi https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/398229

Albayrak, H. (2015) Tasarrufun İptali Davalarında Yargıtay Tarafından Kabul Edilen Özel Dava Şartları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. sf. 938-956. Erişim Adresi http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/2071/21479.pdf

Benzer Makaleler

Aralık 2020 Site Yönetimleri KVKK Uyum Rehberi