Makaleler

Marka Hakkının İzinsiz Kullanımı ve Bundan Doğacak Maddi, Manevi Tazminat ve İtibar Tazminatı Hakkı

2018, Stj. Av. Baran KARABOĞA

Marka Hakkının İzinsiz Kullanımı ve Bundan Doğacak Maddi, Manevi Tazminat ve İtibar Tazminatı Hakkı

Marka hakkının kullanılması aksine bir anlaşma olmadıkça marka sahibine aittir. Uzun uğraşların ve çabaların doğal bir sonucu olan nitekim diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden de ayırt edilmelerini sağlayan markalar hak sahiplerine kullanma, yararlanma ve üzerinde tasarrufta bulunma gibi imkânlar tanımaktadır. Dolayısıyla hak sahipleri bu hakları kendileri kullanabileceği gibi bir lisans sözleşmesi ile 3. kişilere belli koşullar çerçevesinde devredebilecektir. Ancak tekstil başta olmak üzere birçok sektörde marka hakkı hak sahibinin izni yahut onayı olmaksızın kullanılmakta ve haksız kazanç elde edilmektedir. “Marka hakkına tecavüz “olarak alarak adlandırılan haksız kullanım halleri 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenmiştir.

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesine göre; marka hakkına tecavüzün tespit edilmesi halinde hak sahibi, tecavüzün önlenmesini, durdurulmasını, marka taklidi ürünlere el konulmasını akabinde imhasını ve maddi ve manevi tazminatın talebi gibi yollara başvurabilecektir. Tecavüz sebebiyle talep edilecek zararla ilgili 6769 Sayılı Kanun uyarınca hak sahibinin seçimlik hakkı olacaktır. Yani hak sahibi aşağıda sayılan zararın tespit yollarından dilediğini seçip talebini yapabilecektir. Uğranılan maddi zarar;

a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı marka hakkının elde edebileceği muhtemel gelirin hesaplanması ile                                                                        

b) Tecavüz edenin elde ettiği net kazancın tespiti ile                                                                

c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelinin hesaplanması suretiyle tespit edilecektir.

Keza markanın tescil edildiği sınıfta, Türkiye’de yahut dünyada tanınmışlık düzeyine bağlı olarak da zararın miktarı da değişebilecektir.

Ancak kanunda sayılan marka hakkına tecavüz fiilleri hukuka aykırı olduğundan genellikle fatura kesilmeden yapılıp ne zamandan beri sürdüğü de tam tespit edilememektedir. Böylece tecavüzü gerçekleştirenin elde ettiği net kazanç ve marka sahibinin elde edeceği muhtemel gelir hesaplanamamaktadır. Artan bu gibi olaylar sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi somut olayın özellikleri ve tarafların konumu esas alınarak genel hükümler çerçevesinde uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde içtihat oluşturmuştur.  

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2015/8383 K. 2016/4194 T. 14.4.2016 kararı ile özetle;

“…Davacının maddi zararının miktarının tespit edilememesi halinde tecavüz olgusu ve buna bağlı olarak zararın doğduğunun sabit olması karşısında dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca somut olayın özelliği, tarafların konumları gibi hususlar da dikkate alınarak uygun bir tazminata karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir…”

Marka sahibinin talep edebileceği diğer bir alacak kalemi de manevi zarardır. 6769 Sayılı Kanun’un (SMK) 12//1-ç maddesi uyarınca; marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden birisinin gerçekleşmesi halinde marka sahibi uğradığı manevi zararı da tecavüzcüden talep edebilecektir.

Maddi ve manevi zararı düzenleyen hükümlere ek olarak, markanın izinsiz ve kötü şekilde kullanılması ve üretilmesi akabinde markanın tescil edildiği sınıf veya halk nezdinde bir itibar kaybı oluşmuş ise ayrıca itibar tazminatının da istenebileceği öngörülmüştür. 6769 Sayılı Kanun’un 149. Maddesi ile düzenlenen itibar tazminatı aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır.

Madde 149/2:Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.”

Öğretide itibar tazminatının manevi tazminat ile birlikte ileri sürülmesi gerektiği yönünde kanaatler olsa da Yargıtay Kararları ayrı bir alacak kalemi olarak ileri sürülmesi gerektiği yünündedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2008/1536 K. 2009/5629 T. 11.5.2009 kararı ile özetle;

 “Öte yandan, davacı vekili, davalıların eylemlerinden müvekkili markasının itibarının da zarara uğradığını ileri sürerek ayrıca tazminata karar verilmesini istemiştir. 556 sayılı KHK.nin 68. maddesinde marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması sonucunda, markanın itibarı helale uğrarsa, marka sahibinin, bu nedenle ayrıca bir tazminat isteyebileceği ifade edilmiştir. Maddi ve manevi tazminattan farklı olarak düzenlenen bu tür zarar istemine, 551 sayılı KHK.nin 142 ve 554 sayılı KHK.nin 54. maddelerinde de yer verilmiştir. Anılan tazminat, işletmeden ziyade doğrudan markanın itibarına yönelik meydana gelen zararın giderilmesi amacını gütmektedir. Bu tazminatın gündeme gelmesinde önemli olan husus, markanın itibarının zarar görmesidir. O halde, davacının itibar tazminatı istemi hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.”

Sonuç olarak; marka hakkının izinsiz kullanımı sonucunda; hak sahibinin uğradığı maddi zarar şayet tecavüz olmasaydı elde edeceği muhtemel gelir, tecavüz edenin elde ettiği net kazanç veya taraflar arasında bir lisans sözleşmesi olması halinde ödenmesi gereken lisans bedeli üzerinden, manevi zarar marka hakkının zedelenmesi sonucu uğranılan zarar üzerinden, itibar tazminatı ise marka itibarında yaşanan düşüş dikkate alınarak tespit edilecektir.


Benzer Makaleler

2018 İşçinin Fazla Çalışmaları Ücrete Dâhil Edilebilir Mi?
2018 İkale Anlaşması İmzalanmış Olmasına Rağmen İşe İade Davası Açılabilir Mi?