Makaleler

Alt İşverenlik İlişkisinin Kurulmadığı Hal: İşin Anahtar Teslimi Şeklinde Bir Başkasına Devredilmesi

2018, Av. Egecan GÜNEŞ

Alt İşverenlik İlişkisinin Kurulmadığı Hal: İşin Anahtar Teslimi Şeklinde Bir Başkasına Devredilmesi

Belirli bir işin bir bölümünde ve eklentilerinde iş alan ve o işyerinde ve eklentilerinde kendi adlarına işçi çalıştıran işveren sıfatına sahip kişiler alt işveren olarak tanımlanmaktadır. Yasadaki tanıma göre, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran değer işveren” e alt işveren denilir. (İş Kanunu Madde 2/6) Bu kişilere ayrıca, taşeron, aracı, müteahhit, alt yüklenici gibi isimler de verilmektedir.

İşverenler ekonomik, teknik ya da başka birtakım nedenlerle üretimin veya hizmetin her aşamasını kendi işçileri ile gerçekleştirememekte; özellikle temizlik, bakım ve onarım, yemek, servis, güvenlik gibi yardımcı işlerin görülmesi işlerini alt işverenlere bırakmaktadır. Bazı işverenlerin asıl işin bir bölümünü, bazen daha da ileri giderek tümünü alt işverenlere gördürdükleri uygulamada sık rastlanan bir durumdur. Bu ilişkinin getirdiği en önemli yaptırımlardan biri asıl işveren ile alt işverenin, alt işverenin personelinin hak ve alacaklarına karşı müteselsilen sorumlu konumunda olmalarıdır.

Bununla birlikte, işin yapılmasının bir başka işverene bırakıldığı her durumda alt işverenlik ilişkisinin kurulduğundan söz etmek mümkün değildir. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulması için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekmekte olup bu koşullar şu şekilde açıklanabilir:

1) Her şeyden önce, işyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren mevcut olmalıdır.

2) Alt işverenin kendisine bağımlı olarak çalışan işçileri ve bunları istihdam edeceği bir işyeri olmalıdır. Yargıtay’ın ifadesiyle, “alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmetin üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip” olmalıdır.

3) Alt işveren, işçilerini bir başka (asıl) işverene ait işyerinde çalıştırıyor olmalıdır. Bu bakımdan da, bir işverenden iş alan, ancak işi kendi işyerinde gören işveren (fason üretim yapan) ile diğeri arasında böyle bir ilişki doğmaz.

4) İşverenin asıl işverenden aldığı iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde çalıştırması gerekir.

5) İşveren işçilerini, asıl işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde ya da asıl işin bir bölümünde çalıştırmalıdır.

Alt işverenlik ilişkisinin kurulabilmesi için yukarıda yazılı şartların tamamının eksiksiz olarak bulunması gerekmektedir.

Şayet bir kimse işin yapılmasını tümüyle bir başkasına bırakmış ise, sözgelimi anahtar teslimi koşuluyla işi bir başka kişiye vermişse bu ilişki doğmaz. Kaldı ki bu durumda işyerinde asıl işveren olarak nitelendirilenin herhangi bir işçisi çalışmayacağı için alt işverenlik ilişkisinin kurulması için gerekli şartlar tamamlanmamış olacaktır.

Nitekim Alt İşverenlik Yönetmeliğinde de, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulma şartları başlığı altında, “Asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri de bulunmalıdır.” şeklinde ifade edilmiştir.(m.4/a)

Keza Yargıtay’ın yeknesaklık gösteren kararlarında, “İşin bir bölümünde işçi çalıştırmayan, işin tamamını anahtar teslimi ve ihale yolu ile başkasına devreden ve işten elini çeken kişi asıl işveren olarak nitelendirilemez.” şeklinde hüküm tesis edilerek anahtar teslimi yoluyla işi devredenin asıl işveren olarak değil ihale makamı olarak nitelendirilebileceği belirtilmektedir.

Yine Yargıtay bir kararında, ““İşin bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumlarda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilmeyecektir.” şeklinde hüküm tesis ederek ihale makamı kavramına açıklık getirmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.04.2016 tarih 14492/4826 sayılı kararı)

Sonuç olarak, bir işveren işin yapılmasını tümüyle bir başkasına bırakmış, diğer bir ifadeyle anahtar teslimi koşuluyla işi bir başka işverene devretmişse devreden işveren, asıl işveren olarak değil ihale makamı olarak nitelendirilecek olup bu kapsamda alt işverenlik ilişkisi kurulmamış olacaktır. 


Benzer Makaleler

10 Kasım 2019 Estetik Ameliyatlarda Vaat Edilen Sonuç Ortaya Çıkmazsa Hekime Karşı Dava Açılabilir Mi?
10 Kasım 2019 Aile Konutu Üzerine Konulmuş İpoteği Eşlerden Biri Geçersiz Kılabilir mi?